e-türkiye net mi?

Dorian Gray’in portresi kurumlarımız

Edebiyat tarihindeki baş yapıtlardan biri “Dorian Gray’in Portresi”dir. Oscar Wilde tarafından 1890 yılında yazılmıştır. Gerek konusu gerekse yazımıyla hem yazarın hem de döneminin en ilginç eserlerinden biridir.

Hikayesinin kahramanı Dorian Gray oldukça yakışıklı bir aristokrattır. Güzelliğini sonsuza kadar saklamak için bir yol bulur: Hikayeye adını veren portre devreye girer. BUna göre Dorian Gray asla yaşlanmayacaktır. Başına asla kötü bir şey gelmeyecektir. Hatta yaptığı kötülüklerin günahları da ona asla yazmayacaktır. Tüm kötülük ve çirkinlikler Dorian Gray’in portresine yansıyacaktır. Bir kötülük mü yaptı, resim çirkinleşecektir. Aradan yıllar mı geçti, resim yaşlanacaktır.

Hikayenin değişik uyarlamalarında farklı sonlar yer alsa da orijinali portrenin bıçaklanmasıyla biter. Portre bıçaklanınca Dorian Gray, yaptığı tüm kötülükler, yaşlanmadığı yıllar ve günahlarına bir anda kavuşur ve çirkin biri olarak kalbinden bıçaklanmış bir şekilde biter. Bilindiği gibi hangi zaman diliminde yazılmış olursa olsun kötüler daima kötü ölürler.

Peki bu hikayeleri neden anlattım? Ülkemizdeki kurumlara bakalım: Bu kurumları yönlendiren, ona görevler veren büyüklerimiz var. Büyüklerimiz duruş itibarıyla asla itibarlarından kaybetmemeli. Büyüklerimiz yaşlanmamalı, büyüklerimiz günahlarının vebalini çekmemeli. Ama ortada geçen yıllar ve bir vebal varsa bunu çekecek de kişiler olmalı. İşte bu noktada kurumlar, Dorian Gray’in portreleri giriyor devreye…

Kurumlar devletin ilgili kişilerinden aldıkları yetkilerle kapatıyorlar, yasaklıyorlar. Bizim bilemediğimiz bir planın bizim hissedemediğimiz bir bölümünde asla ısınamayacağımız şeylere sarılıyorlar. Bu yüzden kimi sitelere girdiğimizde şu kurumun kararı şu kurumun önerisiyle kapanıyor internet siteleri.

Ama biz asla Dorian Gray’i o ilahi güzellikteki insanları suçlamayacağız. Ta ki günün birinde bu portreyle portrenin sahibi yüzleşinceye kadar. Ta ki günün birinde bu portre kalbinden bıçaklanıncaya kadar.

Edebiyatın hiçbir alanında kötülük cezasız kalmaz.

Porno hakkımı istiyorum

Öncelikle şunu söyeyelim: Ülkemizde porno bu yılların, bu asrın ve hatta bu bin yılın olgusu değil. Binlerce yıldır bu topraklarda farklı medeniyetler ve imparatorluklarda vardı porno. Ben 70′li yıllardan seksenlerin sonuna kadar sinelalardan hatırlıyorum pornoyu. Sonra gizlice el altından satılan dergilerden, sonra poşet içinde satılan dergilerden, sonra yeni açılan televizyon kanallarından ve en sonunda da internetten.

Porno bir kişi veya kesimin istismarı olarak kullanılmadığı sürece yasak mıdır? Bildiğim kadarıyla kanunlarda belli bir yaş ve davranış kodunun ötdesine geçilmediği sürece porno “bakmış” bir kişinin hapse girmesi söz konusu değil. Ya da yinre belli kurallar çerçevesinde porno resmi olarak yasak değil. Sonuçta bu alanda dergiler ve hatta televizyon kanalları devletin izniyle açıklar.

Gelgelelim şu andaki mevcut durum bunun tam tersini gösteriyor: Kullanıcılara bir şeyden rahatsızlık duyma hakkı tanındı. Bu hak çereçevesinde kullanıcılarımız müthiş şekilde internet ortamına girerek sitelerin iç inde dolaşıyor ve kendi ahlak kurallarına göre siteleri teker teker porno sıfatını yapıştırıp tarumar ediyor.

Bu noktada birkaç “çakallık” gözümüze çarpıyor: Devlet yasal olarak yasaklayamadığı pornoyu yasaklamanın resmi bir yolnu bulmuş. İkinci çakallık ise devlet bunu kendi yapmıyor, halkına, “rahatsız” bireylerine yaptırıyor. Rahatsız bireyler ay bu ne biçim site diyor, site kapanıyor. Rahatsız bireyler hiç maymundan gelinebilir mi diyor site kapanıyor. Rahatsız bireylerin söylediğini hemen yerine getiren devletim hemen siteye şunu yazıyor: “XXX Mahkemesi‘nin, XXX tarih ve nolu KORUMA TEDBİRİ kapsamında bu internet sitesi (xxx.com) hakkında verdiği karar Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı‘nca uygulanmaktadır.”

Bu bir yasak değil. Bu bir tedbir. Ne olur ne olmaz diye kapatıyorlar siteyi. Ya bize bir şey olursa diye. Zaten o yüzden oraya büyük harflerle KORUMA TEDBİRİ yazıyorlar. Bizi pornodan koruyorlar. Başımıza gelmesi kötülüklerden… Onların kötülük olarak adlandırdığı, maazallah içine girince bir daha çıkamayacaklarına emin oldukları şeyden. Onların kendilerine güvensizliği benim hakkımın gaspına, pardon koruma tedbirine gidiyor.

Bu ülkenin kötü kuralları elbette beni engelleyemez. Şükürler olsun ki bu tedbire karşı tedbir alabileceğimiz onlarca site ve teknoloji var. Ama kanunen yasak olmayan şeyler benim hakkım. Öyle ya da böyle kanunlara karşı gelinmesine karşı devletim bana yardımcı olmak zorunda. Baktığımızda “ya porno seyreder de başına bir şey gelirse”den önce “kanunen verilmiş haklarını korumalıyım” ile ilgilenmeli devletim.

Aksi takdirde benim devletim olmaktan çıkacak. Devletlerin varlık sebepleri bizim yararımızı gözetmek değil mi?

Değil mi?..

Ben bu anlamda porno hakkımı kullanmak istiyorum.