Bu yazı internet yasaklarına, sansüre karşı Taksim’de planlanan yürüyüşten önce, bu konuda herhangi bir fikre sahip olmadan, bilimsel temellere dayanmadan, bu yürüyüşü övmek ya da yermek amacı taşımadan, yanında, içinde ya da karşısında olmadan yazılmış bir “deneme”dir.
Bu yürüyüş bir sosyal aktivitedir. Belli kesimlerin kafasındaki belli düşünceleri değiştirmek, algıda farklılık yaratmak, dolayısıyla bir kesimin davranışlarında değişiklik sağlamak için organize edildiği varsayılmaktadır. O zaman aşağıdaki sorulara ecvap verilmelidir:
Türkiye’de sansür olduğu konusunda herkes hemfikir midir? Yani toplumun belli bir kesimi, medyası ve sosyal medyasının önde gelenleriyle aslında sansür yok yanlış hareket eden bir şirketin cezalandırılması olarak mı görmektedir bunu? Eğer öyleyse bu hareketten sonra herkes hemfikir olmaya başlayacak mıdır? Bir uyanış sağlanacak mıdır?
Bu yürüyüş riskli midir? Yani yürüyüş sırasında atılacak bir “yanlış” slogan insanların mevcut algısını değiştirip bu hareketi başlatan kişilerifarklı bir noktaya getirecek, olumlu olması muhtemel düşünceleri riskli olmaya doğru yöneltebilecek midir? Yürüyüşü tertipleyenler, yürüyüşü yapacaklar, aralarına girecek provokatörleri aradan çıkaracak, yanlış sloganları ortadan kaldıracak kadar bilgi birikimine sahipler midir, yetenekli midirler?
Algı değişiminde hedef alınan kitle kimdir? Basın mıdır? Mahkemeler midir? Bakanlar kurulu mudur? Başbakan mıdır? Konuya karşı katolik düşüncelere sahip kitle midir? Uyandırılması gereken halk mıdır? Yürüyüş aslında bir yerden bir yere doğru yapılmaz, bir şeye veya birine “karşı” yapılır. Karşı durulabilecek bir oluşum var mıdır ve daha önce sorulan sorularda belirtildiği gibi bu kitlede algı farklılaşması yaratılabilecek midir?
Ses duyurmak için yapılan bu aktivitede medya organlarında ertesi gün görülmesi planlanan mesaj nedir? Türkiye’de sansür var mıdır? Halk sansüre karşı mıdır? Bu yönetim sistemiyle bu iş yürümez midir? Bu hukuk sistemiyle bu iş yürümez midir? Bu insanlarla bu iş olmaz mıdır? Ya da bunların hepsi midir? Açıkça söylemek gerekirse halkın anlayabileceği, medyanın verebileceği mesaj sayısı bir, bilemediniz ikidir. Daha fazlasının verilebileceğini düşünmek çok yanlış olacaktır.
Bu konunun sahipleri kimdir? Bir başka türlü soralım soruyu: Konunun sarpasarması durumunda oluşacak sorumluluğu kim üstlenecekir? Bu toplantıyı düzenleyenler mi? Sivil toplum örgütleri mi? Muhalefet partileri mi?
Bu soruları sorduktan sonra bana gelmesi muhtemel soruyu da ben kendi kendime sorayım: O zaman bu yürüyüş yapılmasın mı? Hangi yürüyüş için bo soruların cevaplarının tamamı düşünülmüş veya sonuca bağlanmıştır ki? Bunun bir risk analizi, şu kadar sorular cevaplanınca yüzde XX’i geçince yürüyüş yapılsın yoksa yapılmasın gibi bir kural var mıdır?
Yarın bu toplantının çıktılarıyla birlikte bu soruların ne kadarına cevap bulunabildiğini birlikte analiz edelim. BU sefer biraz daha bilimsel olabileceğimizi varsayıyorum.